güven etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güven etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2012 Cuma

Evdeki Erkek Sorun Olur Mu?


Yılın bu zamanı Amerika'da olmayı özlediğim zamanlardan biri işte. Holiday season diye geçen bu uzun süreçte hem Christmas hem New Year Eve kutlanır. 1 aydan uzun bir süre etraf süslü, evlerde kocaman yılbaşı ağaçları, altlarında kocaman hediye paketleri, şöminelere asılı çoraplar.. Filmde, dizide gördüğümüz bu renkli süslemeleri yerinde deneyimleme imkanı oldukça keyifli oluyor. Aupair olarak değil tatil amaçlı Amerika'ya giderseniz de holiday season'ı görün derim.

Emaille bana ulaşan bir aupair adayının sorularına yer vermek istiyorum yine. Umarım yardımcı olabilirim ve biraz aydınlatabilirim sizleri.

  • İngilizcem lisede ki hazırlık seviyemde yani temelim var ama konuşmakta ve anlamakta zorluk çekiyorum. Yani en azından telefonda konuşurken zorlanacağımı düşünüyorum. Aileler tanımak için aradığında yanlış anlaşma olursa diye korkuyorum sizce bu büyük problem mi? 
Telefonda bir şekilde anlaşıyorsun aslında ilk aradıklarında. Onlar zaten ingilizcemizin çok yeterli olmadığını ve oraya ingilizceyi geliştirme amaçlı gittiğimizi biliyorlar. Yani telefonda biraz anlaşırsan sorun olmayacaktır. Oraya gittikten sonra 3. ayında zaten her şeyi rahat anlar ve konuşur hale geleceksin. Tabi hiç konuşamıyor ve hiç anlamıyorsan bu problem, aile hiç bir dediğimi anlamıyor diye istemiyor. Ama burada aradıklarında telefonda birazcık konuşman mailleşmeleri iyi yapabiliyor olman olayı çözer. Anlamadığında boşver deyip geçme kesinlikle tekrarlattır. Çok hızlı konuşuyorlarsa söyle yavaş konuşsunlar vs.. Nasılda oraya gittiğinde 3 ayda çözeceksin.

  • Ne kadar rahat bir insansam da sonuçta Türkiye şartlarında ve kültüründe yetişmiş insanız. Gideceğimiz ailede ne kadar güvenilir olabilir ve evde yetişkin bir adamın olması biraz soru işareti yaratıyor. Türkiye'de bile onca şey yaşanırken. Sizce bu kafaya takılabilecek bir şey mi? Siz evde kendinizi güvende hissettiniz mi?
Bu konuda ne benim başıma bir şey geldi ne de bu kadar yıldır duydum. Bu kesin olmaz anlamına gelmez tabiki garantisini veremem ama oradaki yasa ve kurallar burdan çok daha iyi ve keskin. Aradaki ajans da daha detaylı araştırıyor buradakilere nazaran. Türkiye'de bile onca şey yaşanırken yazmışsın ya, burda yaşananların yarısı orda yaşanmaz. Zaten öyle vasat aileler almıyor aupairi, okumuş, belli maddi gelirin ve sosya ekonomik gruba ait aileler alıyor tabi gittiğin lokasyona da bağlı bu. Dediğim gibi kimse garanti edemez ama aklını buna takarsan çok tedirgin olursun. Benin ilk 1 yıl çalıştığım aile single mom'dı eşi yoktu ama sevgilisi ve onun arkadaşları da gelirdi eve. Fakat hiç birinden yanlış bir tavırla karşılaşmadım. İkinci ailem çiftti. Onların da hem arkadaşları hem akrabaları geldi eve yine hiç bir olumsuz bir şeyle karşılaşmadım aksine çok yardımseverdiler.

  • Ehliyetim var ama her gün araba kullanan biri değilim. Amerika'nın trafik kuralları vs.. ilk başlarda çok sıkıntı yaşanıyor mu acaba?
Ben de aynen senin gibi gitmiştim, ehliyetim vardı ancak arabam yoktu. İlk gittiğimde aile biraz pratik yaptırdı alıştım zaten. Trafik burdan çok daha rahat ve kolay. Yine gittiğin lokasyonla da alakalı. Çocukları okula götürürken otobana girmem gerekmezdi sokak aralarında zaten alıştım. 2. yılımda diğer aile kendi kullanımım için araba verdi zaten. Hele park çok kolay iki araba arasına falan girmen gerekmez. Kafamı tek karıştıran orada adres tarifi verilirken, daha kuzeyde, güneyde, ya da bakkalın doğusunda vs.. şeklinde veriliyor. Yönlerini iyi bilmen gerek sadece. Bizdeki gibi marketi geçince sola dön gibi değil.

  • Bu aklıma gelmemişti tecrübe ettim şöyle yapsam daha iyi olurmuş dediğiniz, sakın öyle yapma böyle yap uyaracağınız şeyler var mı?
Blogumda pek çok konuya değindim aslında her bir yazıyı okursan öneriler ve uyarılarımı görürsün detaylı. Onun dışında şunları diyebilirim. Aileyi kendine yakın ve akraban gibi görmeye çalış ve benim gibi evi otel gibi kullanma. Sen arayı açarsan onlar da sensen soğur. Ama sen sıcak tutarsan onlar seni aileden biri gibi kabul etmeye hazırlar. Ben işim bu sıkılıyorum deyip her boş anda evden çıktım, halbuki aile ile zaman geçirseydim aile gibi farklı olurdu. Tabi sakın kendinden de çok verme her şeylerine koşma iyiliğini istismar edilmesine izin verme.
Eğitim için gittiğini unutma ve en iyisini bulmak için çabala. Sakın ve sakın 1 yıl türklerden uzak dur. 1 arkadaşın bile olursa İngilizce yalan olur. Amaç ingilizce ise görüşmeyeceksin türklerle.

  • Stanford Üniversitesi'nden ders aldığınızı yazmışsınız, nasıl irtibat kurdunuz ve oraya gittikten ne kadar zaman sonra UC Berkeley'de ders almaya başladınız?
Stanford Üniversitesin'de Stanford Continuing Studies diye geçiyor internetten kaydını yapıp derslere girebiliyorsun.
3 ay gittim buraya 2 ders aldım. Mart ayında bitti aynı yıl haziranda da UC Berkeley Certification
Programına başladım.

  • Son olarak da, ailede sağlık problemleri var ne olacağı belli olmaz hani ailem olmasa hiç düşünmeden gidicem ama onları bırakıp oralara gitmek değer mi acaba?
Bu senin ailenle birlikte vereceğin bir karar. Kendin için artıları ve eksileri değerlendirerek karar vermen gerek. Gidersen çok şey kazanacağın kesin. Ancak ailevi konular olunca işin içinde senin kararın oluyor.


Aklınıza takılanlar var ise bana yazmayı unutmayın. idilkucuk@gmail.com


21 Ağustos 2012 Salı

Gitmek ya da Gitmemek

Yine çok uzun zaman oldu yazmayalı. Aupairlik üzerinden yıllar geçtikçe anılar da unutulmaya başlıyor. Arada sizlerden gelen sorular sayesinde hem blogu update etme şansım oluyor hem de anılarımı tazeleme.

Bu sefer sorular Sema'dan geldi. Aşağıda bana attığı soruları onun izni ile paylaşıyorum. Cevaplarımı da altlarına kırmızı ile yazdım. Kısaca Sema'dan da bahsedeyim, 26 yaşında (yani aupairlik şansının son yılında), 3 yıldır özel bir şirkette çalışıyor ve arkadaşı da izin alabilirse 2 kişi birlikte gitmeyi planlıyorlar. Bakalım sizin yorumunuz ne olacak "Gitmek ya da Gitmemek" için...

 Sema ben, mail adresinizi Au pair Confessions bloğunuzdan aldım. Bloğunuzu inceledim, bir çok şeyi açıkca yazıp yol gösterici olmuşsunuz. Bende au pair olarak dil eğitimine gitmek istiyorum ama klasik olarak kafam oldukça karışık... ...daha önce ikimizde hiç yurt dışına çıkmadık ve haliyle terddütlerimiz aslında tereddütten ziyade korkularımız var. Eğer bi sakıncası yoksa sormak istediğim bi kaç soru var; 

  1. İstanbul'da oturuyorum, 4 kur olarak kursa gittim. Klasiktir, az çok anlayabiliyorum ama konuşamıyorum. Aile seçme süreci çok zor. Nasıl güvenmeliyiz, ya da güvenmeye nereden başlamalıyız? siz nasıl güvendiniz?

--Amerika'ya gittiğimde intermediate seviyesindeydi ingilizcem ve dediğin gibi derdimi anlatabiliyor ama konuşamıyordum. Kalabalık içinde olunca sadece direk bana söylendiğinde anlıyordum. Telefonda söylenenleri anlamıyordum vs... 3 ay sürdü bunu çözebilmem. Çok uzun değil bu arada oraya gittiğinde nasıl geçtiğini anlamıyorsun bir bakmışsın hem akıcı konuşuyorsun hem de anlayabiliyorsun. Tabi kesinlikle ve kesinlikle Türklerden, Türkçe konuşan kişilerden uzak kalmak şartı ile. Merhaba demek bile yasak :) Bunun tek mantıklı açıklaması var, bir kere tadını aldın mı bırakamıyor ve kopamıyorsun. İngilizceni geliştirmek istiyorsan bununla başlaman gerek.
 --Aile seçme süreci çok zor. Önceliklerini sırala ve ona göre seçim yapmaya çalış. Bir kaç kriter; hangi şehir, hangi bölge, kaç yaşlarında çocuk, single mom or not, sakın Türk aileye gitme!!!!! bir kaç nedeni var bunu dememin. Birincisi az önce yazdığım Türkçe konuşma kısmı. Aile her ne kadar biz evde konuşmuyoruz desede 2 Türk yan yana gelince hemen kolaya kaçar. Diğeri de bizim kültür gereği beklentimiz biraz daha fazla olabiliyor yabancılar ile kıyasladığımızda. Örneğin Türk aile senden kurallar gereği yaptığın işlerin dışında duygusal olarak daha fazla yardım beklentisinde olabilir. Nasıl burda misafirliğe birine gittiğimiz zaman sofra toplamak vs.. yardım etmeye çalışırız ve karşı taraftan da bu beklenir, buna benzer beklentiler olabilir. Yabancılar söylenen kurallara daha sadık olabilirler.
 --Benim aile seçme sürecimden bahsedeyim. Öncelikle marketing okumak istediğime karar verip en doğru okulların nerede olduğuna baktım. California'ydı. Ardından büyük çocuklar ile olursam onlar tüm gün okulda olacağı ve çok iş gerektirmedikleri için istediğim okula gidebileceğimi düşündüm. Ve alt değiştir arkasından bak yemek yedir gibi dertler olmaz diye düşündüm. Kesinlikle formda çocuk yaşı belirledim ve küçük çocuk istemiyorum dedim. Ki gittiğim ajans kesinlikle böyle bir sınırlandırma yapmamamı söyledi ama dinlemedim. California yı kafama koymuştum ama tabiki şehirden uzak köy gibi bir yere de gitmek istemiyordum çünkü çok sosyal bir insanım yapamazdım. Biraz da şansım yaver gitti diyebilirim. Aileler çıkmaya aramaya başladı ve şans eseri San Francisco ya çok yakın, single mom(34 yaşında) 2 çocuk (7 ve 11 yaşlarında) bir aile çıktı ve tabi atladım hemen. Kadın dedi zaten sonradan telefonda konuşurken ne dedilerse olur yaparım ok demişim :)) İlk etapta eğitim amacımdan bahsetmemeye çalıştım tabi çok. Burdaki eğitim bu arada ingilizce diil marketing olan. Çünkü 60 saat ingilizce eğitim aldırmak zorundalar sana ancak sonrası için bir kural yok. Aile ile anlaşabilirsen izin verebilirler sadece. Ki ingilizceyi orada okulda diil sokakta öğreniyorsun. Ama orada kaldığın her dakikanın kıymetini bilip değerlendirmen gerek ve mümkün oldukça ingilizce ya da başka eğitimler al. Evet seçtim bu aileyi gittim ancak sonradan anladım ki büyük çocuk daha dert ve zormuş. Evet nerdeyse yarım günüm boştu vs.. ama seni dinlemeyip kafa tutan ya da minnet olmayan sevgisini göstermeyen çocuklara bakmak pek de iyi diil. Ya da biz anlaşamadık vs.. 10 ay ardından yaşadığımız bazı sorunlardan dolayı ayrıldık ve başka aileye geçtim ki onun bir yeni doğmuş bir de 1,5 yaşında bir çocuğu vardı. Çok çok daha mutlu oldum çocuklarını çok seviyordum kendi çocuğum gibi vs.. hala da görüşüyoruz hatta çooook özlüyorum rüyalarıma bile giriyorlar.
 --Güven konusu ayrı bir şey aradaki ajansa, programa, Amerika'ya güveniyorsun aslında. Bilemezsin ne çıkacağını. Sorunun olduğunda öyle çat diye de bırakamıyorsun vs.. Yani terk edersin tabi evi de nerde kalıcan sonra ne olucak dönücek misin Türkiye'ye gibi durumlar var. Şans yani ne çıkacağı. Kötü bir hikaye duymadım bugüne kadar demekki ajanslar ve program iyi çalışıyor, bizim araştırıldığımız gibi onlar da iyi araştırılıyor. 


 2. Danışmanlık şirketlerinin yorumlarında herşey o kadar toz pembe ki, burda boşuna duruyoruz gidip orda çalışmalı diyesi geliyor insanın. o sebepten inanmıyorum o yorumlara. bu sürecin, çok olumlu olacağını düşünmüyorum en azından oraya çalışmaya gittiğimi, çalışmadan arta kalan zamanda dil eğitimine gideceğimi vs biliyorum. En kötü ihtimalle yapamazsam dönerim diyorum, gitmeyip bütün hayatım boyunca acaba gitsemiydim, keşke gitseydim gibi pişmanlıklar yaşamamak adına. Yapamazsam dönmek o kadar kolay olur mu? 1 sene tahütlü gidiliyor sanırım. dönme şartları kolay olur mu? (bunu danışmanlık şirketlerinin samimi şekilde cevaplayacağını düşünmüyorum) 

En doğrusunu öğrenebilmen adına tavsiyem mümkün olduğunca çok ajans ve aupair deneyimi yaşamış kişi ile görüşmen ve ortak sözleri baz alman. Ben gideli 5 yıl oldu. Değişen kural vs.. olmuş olabilir. Yaptığım sözleşmeyi de çok iyi hatırlamıyorum fakat eğer olmuyor ve sorun yaşanıyorsa dönebilirsin tabiki. Hayatının hiç bir döneminde bir daha yaşayamayacağın bir deneyim bu. Kesinlikle uzun dönem yurtdışı deneyimini tavsiye ediyorum, eğer şartlar aupairliği gerektiriyorsa da ok yapılır amaç için biraz katlanılır kim bilir belki de çocuk olayını çok seversin ve çok keyifli bir yıl geçirirsin. Karşına ne fırsatlar çıkacağını bilemezsin. Aupairliği bırakıp master yapan vs. arkadaşlarım var, ardından orda çalışan, ya da aupairken orada evlenip mutlu mesut yaşayan. Ya da benim gibi inat edip kalıcam deyip, okula gidip staj yapıp çocuk bakıp gezip eğlenip dönen... Şu var sen ben aileyi istemiyorum deyip çekip gidemiyorsun ciddi nedenlerin olmalı. Bir anda gidersen de 2 haftan var yeni aile bulabilmen için. Bulamazsan ülkene dönmek zorundasın. Kaybedecek hiç bir şeyin yok bence en azından ben öyle düşünüp gittim ve olmadığını gördüm. Çok da mutluyum yaptığım bu tercih için. Orada neler yapabileceğin senin hırsına ve isteğine bağlı. 


 3. Eğer arkadaşım gitmese dahi ben gitmek istiyorum, yani bu dil eğitimini bi şekilde halletmek istiyorum ve tek yolum aupair (maddi açıdan). Siz tek başınıza mı gittiniz? tek başına gitmek doğru olur mu? 

Neden doğru olmasın. Güven kendine biraz. Tabiki ne olacağını bilemeyiz ama risk alıp denemeden ne güzelliği ne de kötüsünü göremeyiz. Arkadaşınla gidersen hele bir de yakın bir yerlere giderseniz ingilizceyi unutun benden demesi o kadar vereceğiniz parayı çöpe atarsınız hiç gitmeyin derim. Başkaları bu kadar kesin konuşmayabilir yargı ve yorumlarım biraz keskin ama oraya gelen pek çok Türk aıupair arkadaşıma önce bir özet geçerdim aupairlik hayatını 3 ay sonra "idil dediklerin hepsi çıktı" diye yorum yaparlardı. İstiyorsan kesinlikle yap, inşallah şansına iyi bir de aile çıkar çok rahat geçirirsin 1 yılını. Önerim 2 yıl olur bu arada. 1 yıl bittiğinde çünkü ingilizcenin hala tam olmadığını hissediyorsun çünkü. Ve en kolay yoldan ingilizceni süper yapmanın yolu yerinde öğrenmek kesinlikle. Burdak kurslarla olmuyor. Ben ilk hesabı öyle yaptım 2007 yılında. Advanced seviyede kursu bitirmem için 1000Tl ödemem gerekicekti aupair olarak gitmek de bana 1000TL ye mal oluyordu. Kesinlikle çok doğru bir karar aldım ve bana ingilizce yanında pek çok şey kattı. İşlerine apayrı katkısı oluyor vs.. cv nde bilr orada yaşamış olmak vs. kursa gidip advanced mezun oldum diil orda yaşadım diyorsun. 


 4. En büyük kafamı karıştıran sorulardan biriside şu; çok iyi konuşamadığım için aileler bizim iyi niyetimizi suistimal ederler mi? yani ben elimden geleni yapmaya çalışırım ama yaptığınız iyilik bir süre sonra göreviniz haline gelir ya, bu iş yerlerinde de böyledir. Elimden geleni yapsam da suistimal edilme endişesi korkutuyo insanı:/ 

Yok orda her şey kurallı. Kurallar çiğnendğinde direk şikayet edebilirsin oradaki ajansa. Aileler de seni zorlayamazlar. Örneğin orada yasal çalışmamış haftada 45 saat(ti) daha fazlası yasak. Ama aile sana para teklif edip extra geceleri çalışmanı rica edebilir. Kabul edip etmemek senin elinde. Bizler paraya ihtiyacımız olduğu için genelde de kabul ederiz. Ya da kimi aile temizlik isteyebilir yine extra ücretle. Kırmamak için bi kere yapayım dersen hep teklifle gelirler çünkü senin kırmamak için yaptığını bilmezler. Ama istersen hiç birini kabul etmeyebilirsin yani direk kusura bakmayın 45 saat max dahası da illegal dersen biter olay. Aileden aileye tavırlar değişiyor iyi niyet suistimalliği denk gelebilir, emin dilim ama yasa ve kurallar çok net kullanabilirsin onları. Kuruşu kuruşuna paranı öderler bu arada. Hatta iyi olan hediyeler alır exstra verir vs..


5. Aslında çok gitmek istiyorum, en kötü ihtimalle yapamaz ve geri gelirim diyorum, 3 senedir kurumsal bi şirkette çalışıyorum, işten ayrılmak adına da olsa yine de denemeye değer diyorum. bu derece gözümü karartmam doğru mu onu da bilmiyorum:) bu sene son şansım çünkü 26 yaşındayım. 

 Madem bu kadar düşündün kesinlikle git derim. Annemler beni istanbul'a staja yollamıyorlardı ben okadar kafama koymuştum ki bir anda Amerika'ya gidiyorum ben diyerek çıktım karşılarına. Ajansla gidip görüşmüştüm vs.. Senin de dediğin gibi yapamazsan dönersin, ama ya yaparsan? Orada burdakinden çok daha iyi fırsatlarla karşılaşırsan. Hadi hiç biri olmadı diyelim en basitinden kazanacakların: 
  • Süper ingilizce 
  • İngilizce mülakat yapıyoruz diyen işverene karşı sonsuz güven 
  • 1 yıl Amerika deneyimi 
  • Bir yığın yabancı arkadaş 
  • Yabancı arkadaş dolayısıyla farklı ülkelerde ücretsiz konaklama şansı :)) 
  •  Türkiye'ye döndüğünde Amerika'da 1 yıl yaşamış olmanın hazzı 
  •  Farklı kültürleri tanıma şansı Amerika'nın çok farklı yerlerini gezme şansı
  • Burada yapamadığın sporları deneyebilme şansı (hem maddi koşullardan hem de erişim kolaylığından)

Sema, umarım cevaplarım yardımcı olmuştur. Aklına takılan bir şey var ise malini bekliyor olacağım.